Meme kanseri

Meme kanseri, meme dokusunu oluşturan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla meydana gelen kanser türüdür. Erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı ve yaşam süresi konusunda yüz güldüren sonuçlar alınmaktadır.

MEME KANSERİ NEDENİ VE BELİRTİLERİ

Meme kanseri kadınlarda en çok rastlanan kanser türüdür. Yaklaşık her 100 bin kadının 20’sinde meme kanserine rastlanmaktadır. Meme kanseri ile göğüs kanseri farklı anatomik bölgeleri ifade eder. Meme ve göğüs farklı anatomik bölgelerdir. Bu nedenle bu kanser türünün “meme kanseri” olarak ifade edilmesi gereklidir.

Meme kanserine hangi etkenlerin neden olduğu kesin olarak bilinmese de bazı kadınlarda genetik yatkınlık oluşturan gen mutasyonları (genlerde kansere eğilim yaratan bozukluklar), kalıtım, beslenme şekli, sosyo-ekonomik durum, regl başlangıç yaşı, doğum yapıp yapmamış olmak, doğum kontrol hapları gibi birçok faktörden bahsedilebilir. Meme kanserinde BRCA-1 ve BRCA-2 genleri öne çıkar. Bu genler tümör baskılayıcı olarak bilinir. Kanseri kontrol etmek ya da önlemekte rol oynarlar.

BRCA-1 ve BRCA-2 genleri hem kadın hem erkeklerde bulunur. Bu genlerdeki hatalar ya da kimi mutasyonlar tümör oluşumunu tetikleyebilir. Bir kişide bu gen mutasyonunun olup olmadığı da kan, tükürük veya yanak hücrelerinden alınacak bir örnek ile tespit edilebilir. Kadınlar erkeklere nazaran meme kanseri açısından daha fazla risk taşır.

Meme Kanseri Neden Olur?

Bunun dışında yaşlanmak, 30 yaşından sonra ve 18 yaşından önce ilk doğumunu yapmak, ilk adetini erken yaşlarda görmek, ileri yaşta (55’ten sonra) menopoza girmek, doğum kontrol haplarının uzun süre kullanımı, menopoz sonrası hormon tedavisi, uzun boylu veya aşırı kilolu olmak, yağlı beslenmek, düzenli ve sürekli alkol tüketimi, iyi huylu meme hastalıkları (kist, fibroadenom ve hiperplazi gibi meme hastalıkları iyi huylu tümörler), ailede meme kanseri öyküsü, meme kanseri riskini artıran en önemli faktörlerdir.

Meme kanseri belirtilerini bilmek ve hastalığı erken evrede yakalamak tedaviyi başarıya ulaştırmada en önemli unsurdur. Bu nedenle düzenli tarama ve takip çok önemlidir. En sık rastlanan belirtiler arasında; memede ağrısız, zamanla büyüyen bir kitlenin hissedilmesidir. Ancak, çok az hastada ağrı görülür. Memede çöküntüler, deride kalınlaşma, şişlik, tahriş ya da bozulmalar, meme ucunun hassaslaşması ya da içe dönmesi, ileri evrelerde ağrı ve kanlı akıntı gibi semptomlar yer alır.

MEME KANSERİ TEŞHİS VE TEDAVİSİ

Meme kanseri genellikle erken evrelerde belirti göstermez. Bunun için de kişinin bu konuda bilinçlendirilmesi, erken teşhis için önerilen kontrol programlarını uygulaması çok önem taşır. Erken tanı için üç temel yöntem öne çıkar. Bunlar, kendi kendine meme kontrolü, doktor tarafından yılda bir yapılan meme muayeneleri ve mamografi ve meme ultrasonudur. Kadınlar 20 yaşından sonra her ay memelerini kendi kendilerine muayene etmelidir.

Menopoz öncesi dönemde adetin başlangıcından sonraki 7 ila 10. günlerde, menopoz sonrası dönemde ise her ayın aynı gününde kendi kendine meme muayenesi yapılmalıdır. 20 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra yılda bir kez doktorda meme muayenesi gereklidir. Meme kanseri teşhisi, biyopsi ile elde edilen doku üzerinden yapılan patoloji incelemesi sonucunda kesin olarak saptanır.

Tümörün yayılımını tespit etmek için evreleme yapılıp, tedaviye karar verilir. TNM sistemi adlı bir evreleme sistemi kullanılır. T tümör çapını, N hastalıklı koltuk altı lenf bezi sayısını, M ise uzak yayılım (metastaz) durumunu belirtir. Buna göre 4 evreden bahsedilebilir. Erken evre hastalık dendiğinde evre I, II ve bazı evre III tümörler anlaşılır. Evre III tümörlerin bir kısmı ve evre IV tümörler ileri evre olarak adlandırılır. Meme kanseri tedavisinde öncelik her zaman memenin korunmasıdır.

Bu nedenle erken teşhisle tümöre direkt olarak müdahale etmek, meme kaybını önlemektedir. Hastalığın geç teşhisinde ise memenin cerrahi yöntemlerle alınması gerekmektedir. Ameliyat sonrasında koltuk altı ve meme bölgesinde kalan kanser hücrelerini yok etmek için radyoterapi ve kemoterapiye ihtiyaç duyulmaktadır.

Amaç memenin ameliyat sonrası kalan dokusunu korumak ve hastalığın yenilenme riskini azaltmaktır. İki memenin de alındığı durumlarda plastik cerrahi teknikleri ile meme rekonstrüksiyonu (yeni bir meme) yapılabilmektedir.

Meme koruyucu cerrahi yöntemler, meme kanseri tedavisinde kozmetik açıdan da iyi sonuçlar elde edilmesine imkan verir.

Önerilen Branşlar: Aile Hekimliği, Genel Cerrahi, Radyasyon Onkolojisi, Tıbbi Onkoloji, Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here