Bu yıl 5.’si düzenlenen Uluslararası BAU İlaç Tasarım Kongresi (BAU-Drug Design Congress 2017), 19-21 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirildi. Kongrenin basın toplantısında konuşan Kongre Başkanı ve Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Durdağı, sosyal medyanın ilaç araştırmaları için yol gösterici bir literatür olarak kullanılmaya başlandığına işaret ederek “Bakıyorsunuz twitter, facebook ya da çeşitli sosyal medya platformlarında ilaçları kullanan hastalar, gördükleri fayda veya yan etkilerle ilgili paylaşımlarda bulunuyor. Bu paylaşımlar, ilaç araştırması yapan bilimsel platformlarda analiz için çok önemli bilgiler sağlıyor. Yani sosyal medya, ilaç araştırmaları için de önemli bir data base sunuyor artık. Biz bunu ‘literature base design’ olarak adlandırıyoruz. Bu konuya dair bilimsel makaleler de mevcut. İlaç firmaları, bu data base’i bilinen ilaçların farklı kullanım alanlarını belirlemek için de kullanıyor” dedi.

ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERİ PROSTAT KANSERİNE ÇARE OLACAK

Yaklaşık 50 ülkeden 300’den fazla bilim insanını biraraya getiren BAU 5. İlaç Tasarım Kongresi’nde nadir hastalıklar için yapılan ilaç araştırmalarının zorluklarından da bahsedildi. Bir ilacın geliştirilme sürecinin yıllar aldığı ve yüzlerce milyon dolar yatırım gerektirdiği, bu nedenle küçük bir hasta grubuna yönelik bir ilaç için firmaların pek istekli davranmadığını anlatan ABD Georgetown Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Departmanı’ndan Prof. Dr. Aykut Üren, buna rağmen bazen nadir görülen bir hastalık için çalışılan bir ilacın, en sık görülen kanser türlerinden birine çare olabildiğini de anlattı. Hali hazırda çocukluk çağında nadir görülen bir yumuşak doku kanseri türü olan ewing sarkoma’nın tedavisine yönelik bir ilaç üzerinde çalışan Prof. Dr. Üren, bu çalışma sırasında dünyada oldukça sık görülen prostat kanserine de ilacın çare olabileceğini keşfettiklerini anlattı.

HER İKİSİNDE DE AYNI MEKANİZMA VAR

Üren, bu bilimsel sürprizle dolu süreci de şöyle özetledi: Benim çalışma alanım, yetim hastalıklar olarak adlandırılan nadir görülen çocukluk çağı kanserleri ve çocuklarda görülen kemik ve kas kanserleri. Ewing sarkoma da bunlardan biri. ABD’de yılda 400, Avrupa’da da yılda maksimum bin hasta çıkar belki. Daha çok çocuk ve gençlerde görülüyor; tedavisi yok. Çok fazla hasta olmadığı için ilaç şirketleri yatırım yapmıyor. Biz üniversite olarak kar amaçlı yaklaşmadığımızdan, 15-20 yıldır bir ilaç geliştirmeye çalışıyorduk. Patentini de aldık. Daha sonra bir ilaç şirketi patenti üniversiteden alarak faz 1 çalışmalarına başladı. İnsanlara zarar verip vermediğine bakılıyor. Faz 1’e giren 18 hasta oldu ve hiçbiri zarar görmedi. O nedenle umut verici bir gelişme. Önümüzdeki yıl faz 2 başlayacak. Hastalık nadir görüldüğü için FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) büyük ihtimalle faz 3’ü istemeyecektir. Faz 2 bittiği zaman bu ilaç dünyanın her yerinde hastalığın tedavisinde kullanılabilecek. Şu an Türkiye’dekiler de dahil olmak üzere (100 civarı hasta olduğunu düşünüyoruz) hastalardan mesajlar alıyoruz, ilacın çıkmasını bekliyorlar. Asıl olay, bu ilacın aynı zamanda prostat kanserine de çare olabileceğinin ortaya çıkmasıyla yaşandı. Hücrelerimizde 46 kromozom var. Bu hastalarda, iki ayrı kromozom 10’lu yaşlardayken kırılıyor ve yer değiştirip bağlanıyor ve yeni bir genetik dizin oluşturarak farklı bir sinyal veriyor hücreye. Bu da kanserli hücre gelişimine sebep oluyor. Bu dizilimin değişiminde ortaya çıkan protein prostat kanserindekiyle çok benziyor. Ewing sarkoma için geliştirdiğimiz bu ilaç molekülü, bu proteine bağlanarak aktivitesini, dolayısıyla kanserin ilerlemesini durduruyor. Prostat kanserindeki mekanizma da çok benzer olduğu için onda da işe yarıyor. Tüm prostat kanseri hastalarının en az yarısında bu protein söz konusu. Prostat kanseri hastalarında da kullanılmaya başlandığında aslında nadir görülen bir hastalık için geliştirilen bu ilaç 1 milyar dolarlık bir pazara sahip olacak demek.

İLAÇ SEKTÖRÜ SİLAH SEKTÖRÜNDEN DE BÜYÜK  BİR MARKET

Bir ilacın geliştirilmesi, piyasaya sürülmesi ve hastalara ulaşmasının yıllar aldığına işaret eden Medipol Üniversitesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Güzel ise yerli ilaç çalışmalarının henüz emekleme sürecinde olduğuna işaret etti ve ülke olarak kendi ilacımızı üretmemizin çok önemli olduğunu söyledi. Doç. Dr. Güzel, sözlerini şöyle noktaladı: Bugün ilaç sektörü Avrupa’da 3-4 ülkeyi alabilecek bir ekonomik güç. Yıllık 2-3 trilyon dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. Bitkisel kaynaklı ürünler de buna eklendi ki o da 100-200 milyon dolar düzeyinde. Silah sektöründen bile büyük bir market bu. Bir ilacın piyasaya çıkması 10-15 yıl ve 500 milyon ila 2 milyar dolar gibi bir rakama mal oluyor. Dolaysıyla yeni bir ilaç geliştirmektense jenerik ilaç tercih edildi ülkemizde hep. Ama ilaç geliştirmek balık tutmaya benzer. Küçük bir balık tutarsınız ama onu bırakmanız gerekir, o balığın büyümesi lazımdır. Balina tutana kadar sürekli mücadeleye devam etmek zorundasınız. Sadece günümüzün hastalıklarına değil gelecekte karşılaşılabilecek hastalıklara karşı da ne tür çalışmalar yapılabilir, bunları tartışıyoruz bu kongrede aynı zamanda.

Soldan Sağa: Prof. Dr. Sebahattin Çınar (Köln Üniversitesi Çocuk Hastanesi Kas Hastalıkları Merkezi Direktörü), Prof. Dr. Aykut Üren (ABD Georgetown Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Departmanı), Doç. Dr. Mustafa Güzel (Medipol Üniversitesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı), Doç: Dr. Serdar Durdağı (Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here