Gün geçmiyor ki saygın bilim dergilerinde beyin-bağırsak (ya da sindirim sistemi sağlığı) üzerine bir araştırma yayınlanmasın. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir araştırmada bağırsak bakterileri ve Parkinson arasındaki ilişkiyi sizlerle paylaşmıştık. Frontiers in Aging Neuroscience’ de yayınlanan bir başka araştırmaya göre ise probiyotik gıdalarla beslenen Alzheimer hastalarının zihinsel faaliyetleri iyileşiyor. Parkinson gibi geri dönüşü olmayan bir hastalık olarak bilinen Alzheimer’in probiyotik beslenmeyle iyileşmesi milyonlarca hasta ve yakını için adeta mucize. Araştırmaya göre 12 hafta süreyle “lactobacillus” ve “bifidobacterium” bakterilerini alanların zihinsel faaliyetlerinde iyileşme gözleniyor. Değerli okuyucularımız  araştırmada kullanılan “lactobacillus” ve “bifidobacterium” un laktik asit bakterileri olduğunu ve fermente süt ürünlerinde bolca bulunduğunu hatırlatalım. Geleneksel yoğurt, turşu, boza ve kefiri soframızdan eksik etmeyelim.

Prof.Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Frontiers in Aging Neuroscience’ de yayınlanan araştırmayla ilgili bir yazı kaleme aldı. İşte Küçükusta’nın yazısı:

“Alzheimer’ i olanların probiyotik alarak hafıza ve zihinlerini güçlendirebilecekleri bildirildi. Frontiers in Aging Neuroscience’ de yayınlanan araştırmaya göre, 12 hafta süreyle “lactobacillus” ve “bifidobacterium” bakterilerini alanların zihinsel faaliyetlerinde iyileşme oluyor (1).

Probiyotiklerin insanlarda ishal, iltihabi bağırsak hastalıkları, alerji ve diş çürümelerini önlediği biliniyor; farelerde yapılan deneyler de probiyotiklerin öğrenme ve hafızayı güçlendirdiğini, anksiyete ve depresyonu azalttığını gösteriyordu. İran’ da Kashan ve Azad Üniversitesi uzmanları tarafından yürütülen araştırma probiyotiklerin insanlarda da beyin fonksiyonları üzerine müspet tesirlerinin olduğunu ortaya koymuş oldu.

Araştırma, 60-95 yaş arası Alzheimer teşhisi olan 52 kadın ve erkek üzerinde gerçekleştirildi. Bunlar iki gruba ayrılarak bir gruba her gün 200 mililitre süt bir gruba ise 4 tür probiyotikle (Lactobacillus acidophilusL. caseiL. fermentum ve Bifidobacterium bifidum) zenginleştirilmiş süt verildi. Bütün katılımcılar hafızayı, dikkati ve dil becerisi gibi mental fonksiyonları kapsayan bir teste tabi tutuldu; testte ulaşılabilen en yüksek değer 30 idi.

12 hafta sonunda probiyotik alanların skorlarının 8.7’ den 10.6’ ya çıkarken, sadece süt içenlerin skoru 8.5’ den 8’ e düştüğü; iki grup arasındaki bu farkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi. Uzmanlar probiyotiklerin etkisini metabolizma üzerinden gösterebileceğini çünkü probiyotikli süt içenlerde insülin ve lipit değerlerinde de müspet değişiklikler olduğunu dile getiriyorlar. Araştırmanın başı olan M. Salami “Daha önce diyabetli farelerde probiyotik tedavisinin bozulmuş mekânsal bilgi ve hafızayı düzelttiğini göstermiştik. Bu araştırma ile probiyotiklerin insanlarda da bozulmuş bilişsel fonksiyonları düzelttiği ortaya konmuş oluyor” diyor (2).

Fermente gıdalar probiyotik deposudur

Probiyotikler yoğurt, ayran, kefir, turşu gibi fermente ürünlerde tabii olarak bulunuyor; ağzının tadını ve parasını nereye harcayacağını bilmeyen “hapçılar” için tablet, kapsül veya toz formunda eczanelerde probiyotik adıyla da satılıyor. Bu dost bakteriler, bağırsaklarda sağlıklı mikrop dengesinin oluşması ve sürdürülmesini sağlayarak bağırsaklarda hastalık yapabilen zararlı mikropların yerleşmesinin önlüyorlar.

Beyin-bağırsak ilişkisi

Modern tıp, hemen her hastalığın gelişiminde bağırsak mikrobiyotasının rolü olduğunu daha yeni anlamaya başladı. Beynimiz ve bağırsaklarımız da birbirleriyle hormonlar, metabolizma ürünleri ve sinir bağlantıları vasıtasıyla sürekli haberleşme hâlindeler. Bağırsak bakterilerinin beyindeki bağışıklık hücrelerini etkileyerek beyni koruduğu; Alzheimer, MS gibi hastalıkların gidişatını değiştirebileceği de biliniyor.

Bu araştırma ile Amerika yeniden keşfedilmiş oluyor.

Sadece Alzheimer’ in değil, depresyondan kansere, aterosklerozdan, osteoporoza, astımdan, egzamaya kadar tüm edinilmiş hastalıkların kökeninde “bağırsak mikrobiyotasındaki bozukluk” ve bunun yol açtığı “enflamasyon” (kronik mikropsuz iltihap) yatıyor. Yeteri kadar fermente gıda tüketmeyenlere, bağırsaklara “ikinci beyin” adı verildiğini hatırlatırım.

Gelelim neticeye

BİR: Hastalıklardan korunmanın evvel emirdeki şartı sağlıklı bağırsak mikrobiyotasına sahip olmaktır. Bu ise hap içerek değil adam gibi beslenmekle mümkündür. İKİ: Probiyotikler mayalı (fermente) gıdalarda tabii olarak bulunur. Marketlerdeki yoğurtların üzerinde gördüğünüz “probiyotikli” ifadesi tıpkı “yumurtalı omlet” gibi bir oksimorondur.

ÜÇ: Bu yazımı okuyan D vitamini, balık yağı hapı meftunlarının şimdi de “ithal probiyotik hapların” peşine düşeceklerinden endişe ediyorum.

Hayır, nasıl adam gibi beslenerek omega 3 ve güneşlenerek yeterli D vitamini alıyorsanız mayalı gıdaları yiyerek de probiyotik alırsınız.

DÖRT: “Yeteri kadar probiyotik almak için günde 10 kilo yoğurt, iki güğüm ayran içilmesi gerekir, en iyisi probiyotik hap almaktır” diyecek bilim adamı kılıklı şirket elemanlarının sahne alması da yakındır.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Please enter your name here